Günlük Doz: İstanbul

Saturday, June 24, 2006

Kız Lokantası

Gerçek ile efsanenin birbirine karıştığı bir başka Istanbul simgesi Kızkulesi'ne uğrayalım bu gün de.


Kimi yerlerde Leander's Tower olarak geçer Kızkulesi, Leander ve Hera'nın hikayesinden. Leander Hera'ya olan aşkından her gece yüzerek karşıya geçer Hera'nın tuttuğu fenere doğru. Bir gün rüzgardan fener söner, Hera tekrar tekrar yakar ama rüzgar izin vermez. Işığa yüzen Leander ise günümüzde olsa bir rus bandıralı şilebin peşinden Karadeniz'e doğru yüzerdi elbette ama hikayemizde boğulup gider. Gelgelelim Sunay Akın Istanbul'un Nazım Planı'nda bu efsanenin aslında Çanakkale boğazında geçtiğini anlatır.

Diğer bir hikayenin ayrıntılarını gene Sunay Akın'dan alalım. Makedon ordusuna karşı Bizans'a destek olmak için Istanbul'a gönderilen Atinalı general Chares'in karısı Damalis gemide ölür ve Kızkulesi'ne gömülür. Başucuna ise bir inek heykeli konulur! Kimi kaynaklara göre aslında Salacak'a gömülüdür Damalis, ama 1852de Istanbul'da 70 gün kalıp Constantinople adlı gezi kitabını yazan Theophile Gautier gidip de görmüştür Kızkulesi'ndeki mezarı. Kitabesinde mezarına neden inek heykeli konulduğu sorusunun cevabını buluruz, Damalis'in takma ismi küçük inek anlamına gelen Boidion'dur çünkü.

Tabii ki herkesin bildiği en ünlü hikayede bir falcı tarafından yılan sokması ile öleceği öngörülen Bizans kralının kızı Kızkulesi'ne kapatılır. Bu önleme rağmen kehanet gerçekleşir ve bir üzüm sepetine saklanmış yılan kızı sokar ve öldürür. Diğer bir hikayede ise üzüm sepeti çiçek demeti olur ve kıza aşık bir subay tarafından gönderilir. Evliya Çelebi ise farklı bir hikaye anlatır, tekfur (o da ne?) kızını Kızkulesi'ne saklar, ama Battal Gazi 40 bakireye tapmaya bal yanaktan tatmaya gelip kızı alıp Afyon'a kaçar.

Iki kıta arasına sıkışmış yanlız bir adadır Kızkulesi ve hep bana etrafında dolanan gemilerin, şileplerin arasında çaresiz gözükmüştür. Halbuki her zaman çaresiz değildi adamız, rus deniz ressamı Aivazovski'nin 1848de yaptığı tabloda Istanbul'un önünde kale gibi durmaktadır. Aslında böyle durmasına şaşırmamalı, çünkü 12yy da buraya kurulan kule ile Topkapı sarayının bugünkü yerinde kurulan ikinci bir kule arasına zincir gerilerek gemilerin girişleri kontrol edilmiştir. Resimde açıkça ağaç olmadığı görülüyor, zaten kayalık adada ağaç yetişir mi dersiniz. 1696'da çizilen bu haritadaki ağaçlar acaba haritacının hayal gücü eseri midir?





Istanbul manzarası içerisinde önemli bir parçadır Kızkulesi. Elektra da öyle düşünmüş olacak ki gizli üssünü Kızkulesi'nin altında kurar ve Rusya'dan çaldığı nükleer denizaltıyı Kızkulesi'ne parkeder. Elektra da kim diyeceksiniz, Bond filmlerindeki ilk kötü kadın ana karakterdir. The World Is Not Enough filmi ile Istanbul'a gelen Bond'un ilk ziyareti değildir bu, daha önce de From Russia With Love filminde genç Sean Connery Istanbul'a gelmiştir Bond olarak.

Henüz lokanta olmadan önce bir fotoğraf sergisi bahanesi ile gitmiştim Kızkulesi'ne. Kafamda hangi akılla Kızkulesi'nde Kızkulesi fotoğrafları sergisi düzenlenmiş olduğu sorusu ile manzarayı izlerken bir gariplik hissetmiştim. Eksik bir şey vardı sanki. Tabii ki eksik bir şey vardı, Kızkulesi'nin kendisi... Böylelikle giderayak Eyfel kulesindeki Maupassant'a gönderme yapıp bu dozu bitireyim.

2 Comments:

  • Valla gittikce bi Sunay Akin tadi olmaya basladi yazilarda, iyi de oldu.
    Tam da Orhan Pamuk'un bitmek tukenmek bilmez, Turkce'yi sonradan ogrenmis bir devsirmeninkilere benzer cumleleri esliginde, yine de cokca zevkli "Istanbul: Hatiralar ve Sehir" kitabini okurkene...
    Bir bogaz yazi gerekli mi ne?
    Omer

    By Anonymous kuccuk omer, at 8:26 PM  

  • Boğaz'a gelirsem bir daha ayrılmam zor olacak, o yüzden önce biraz dolanayım dedim...

    By Blogger Zeki Melek, at 9:32 PM  

Post a Comment

Links to this post:

Create a Link

<< Home